Sayfalar

30 Kasım 2011 Çarşamba

Hikayenin başlangıcı...

      Soğuk bir kış günüydü demiycem tabiki başlarken ve baştan uyarıyım, benim türkçem biraz kıttır. Genellikle de konuştuğum gibi yazarım. Öyle edebi bir yazı falan bekleme yani. Süslü püslü cümleler kuramam. Derin manalar içermez yazdığım şeyler. Ayrıca şu anda psikolojimde çok bozuk. Muhtemelen ilerleyen zamanlarda yazdıklarımı okur sonrada kendi kendime sinir olur hepsini silerim! Neyse, normal bir gündü işte. Üniversiteye gidiyordum. Yeni başlamıştım hatta. I ıııııı!!!... Hiç yer ve şahıs ismi vermiycem malesef. Bu hikayenin içinde olanlar zaten kendilerini bilirler. Bilmeyenlerin de kendinden haberi yoktur! Çarşıya inmek için minibüs duraklarına doğru yürüdüm. Gittim ve o minibüse bindim! Ben ne biliyim o minibüse bindiğimde tüm hayatımın alt üst olucağını! Gerçi o gün o anda, ıssız bir benzinlikteki garip görünümlü, gözleri pörtlemiş, milattan önce oraya oturtulmuş yaşlı bir adam, olabildiğince gizemli ve tedirgin bir şekilde, sanki bağırmaktan sesi kısılmış gibi "Sakın oraya gitme... Hayatın alt üst olacaaaakkkk...." diyip pis pis sırıtsaydı, yine de binerdim o minibüse. Onunla beraber yaşadığım kısacık bir anı tekrar yaşayabilmek için herşeyi en başından yaşayıp, bin kere ölüp ölüp dirilmeye razıyım ben. Neler olacağını önceden bilebilseydim, illaki birkaç ayar çekerdim tabiki. Şu anda "Keşke" diyor olmazdım en azından. Neyse, devam edelim. Minibüste bir tek boş yer vardı. Tabiki Onun yanı!!! İzin istedim ve oturdum yanına. Aynı sınıftaydık bu arada ama okul daha yeni başladığı için simanın tanıdık gelmesinden başka bir tanışıklığımız yoktu. Biraz muhabbet ettik. Bir süre boyunca kafamı çeviripte yüzüne bakma zahmetinde bulunmadım. Muhabbet ediyoruz ama göz ucuyla kaçamak bakışlar atıyorum. Yanımdan kulağıma öyle tatlı bir ses geliyor ki! Etkilenmem için Ona bakmama gerek dahi yoktu zaten. İşte O tatlı sesin sahibini merakla başlayan ve tüm dünyamı alt üst eden an o andı. Döndüm ve baktım! Baka da kaldım!!! Çaktırmamaya çalıştım tabiki! Becerebildim mi bilmem ama böyle birşey var olabilir mi? Yok yok... Kesin rüyadır bu! Bir insanın yüzünde hiç mi kusur bulunmaz canım. Bendeki müthiş hayal gücü kimsede yoktur zaten! Kaç tane insanın yüzüne baktığınızda gözlerinin içinin güldüğünü hissedersiniz ki! Sizi de neşelendirir aynı zamanda. Tarif etmek zor. Böyle neşe dolu, resmen deli dolu, tatlı mı tatlı bişey işte!... O anda benim gördüklerimi görmekte zor. Bunu sonradan anladım. Ben zannettim ki, herkes benim gibi görür. Görse, benim gibi çarpılır. Bir başkası bir görse, göçer gider... Öyle değilmiş meğer. Bunu sonrasında anladım. Bu şarkı o anda neler hissettiğimi benden daha iyi anlatabilir belkide!...
      Anlatabildim mi ki acaba? Evet döndüm ve bakakaldım. Bir düşün, karşında öyle güzel birşey sana tatlı tatlı öyle güzel şeyler anlatıyor ki! Ne dediğini duymuyorum. Dediklerini duymaya, umursamaya çalışıyorum. Zorluyorum kendimi. Aklımın başımdan gitmişliğini belli etmemek üzerine tüm çabam! Ben takılmışım o anda. Sesinin güzelliği kendisiyle birleşince...!!! Uçtum, döndüm durdum, ayaklarım resmen yerden kesildi!!! Bir baktım ki son duraktayız. Yahu ne çabuk geldik!!! Bi tur daha atsaydık. Yolu uzatsaydık. Ne biliyim işte. Niye hemencecik geldik? Nereye yetişmeye çalışıyoruz ki biz? Ben daha otururdum da, şöför amcamız kızmasın diye indim tabiki. İndik ve ben konuşmaya devam ettim. Gitsin istemiyorum. Herhalde tüm hünerimi kullanmışımdır o anda. Ne desem de hoşuna gitse, sonra da laf lafı açsa? Bunun derdindeyim.Yakındaki bir meydanda birkaç tur attık. Neler saçmaladım acaba! Hiç hatırlamıyorum. Ne dediğimin bir önemi yoktu ki zaten! Birazcık daha dursaydık. Hadi biraz daha... E hadi sıyır bişeyler... Dikkatini çekmelisin. Gir işte bir konudan yahu...
      Anlatmakla tarif edilemiycek, yaşanmakla doyulamıycak bir andı. Keşke tekrar aynı anı doyamıyasıya yaşayabilseydim. Keşke...
Hadi bakalım, bugün Duman cıyız...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder